{T}{U}{N}{G}{S}{T}{E}{N}

• 18/6/2005 - BÜYÜK SIR - BÖLÜM III

Kategori: Hikayeler

(la - california) trafik kazaları, sadece dikkatsizlerin, içkili sürücülerin veya hız hastalarının değil, dünyaca ünlü usta bilimcilerin de hayatına mal oluyor. dr.martin, hurdaya dönen arabasından çıkartıldığında tanınmayacak haldeydi
dr.martin, henüz 51 yaşındaydı ve california üniversitesi’nin önde gelen fizik profesörlerindendi. daha iki hafta önceki wyoming konferansında, fizikçilerin ‘büyük sır’ da dedikleri yapay madde projesi’ni tamamlamak üzere olduğunu söylemişti. yazık ki ‘büyük sır’, dr. martin ile beraber gömüldü.
1939’da kuzey carolina’da...........
“tamam, bu kadar yeter” dedi, foster.
“richy bana dr. martin’in de yapay madde projesinde çalışmış olduğunu söylemişti... nereye varmak istediğini bilmiyorum, ama bunda bir gariplik sezemedim” dedi gabor ve ardından derginin ilk sayfasını çevirip tarihini mırıldandı:
“2 mart 1986. yaklaşık dört yıl önce.”
“bir haber daha var dostum. 18 temmuz 1983 tarihli bir gazetede. ilk sayfa ikinci sütun en altta. altı çizili olan yerleri okur musun lütfen” diyerek uzattı gazeteyi.
haberi bir çırpıda okuyan gabor, bir süre düşünüp “dr.petersdorf ha!” diye sessizce söylendi. sonra da:
“uçak kazasında öldüğünü, duymuştum... ama dr. martinden bahsettiğimiz gün, bu yapay madde projesini ilk kez berlin üniversitesi’nin başlattığını da söylemişti bana. ancak dr.petersdorf’un proje ile ilgisi olduğundan hiç bahsetmemişti. yoksa hatırlardım” dedi ve biraz bekledikten sonra “uçak kazası ha!” diye yineledi birkaç defa.
petersdorf ile ilgili olanlar bu kadar değil, devamını dinle. bir sigara yakıp devam etti:
“pek ünlü olmayan bir bilim dergisi, 9 temmuz’da yani kazadan dokuz gün önce detaylı bir röportaj yapmış. ‘problem, büyük sır’ı çözebilmek değil, çözümü’ demiş petersdorf.”
dr.gabor bu sözler üzerine heyecanla atıldı:
“dur biraz! çok bariz bir bağlantı var bu olaylar arasında. richy de telefonda büyük sır’ı çözmek üzereyim; bu korkunç bir şey demişti”
o sırada foster, gabor’u sakince dinliyordu. ne söylemek istediğini anlamıştı ancak bu, yeni bir şey değildi onun için. üstelik daha da fazlasını biliyordu. yine de arkadaşının ağzından duymak istedi:
“varsayımın ne, dostum?”
ama gabor, foster kadar serinkanlı görünmüyordu:
“bak şimdi! yapay madde projesini yürüten, ayrı dönemlerde üç kişi vardı: petersdorf,  martin ve richardson. üçü de başarılı oldu; üçü de büyük sır’a çok yaklaştığını söyledi ve gariptir ki; bunu söyledikten kısa süre sonra ölüverdiler. bir trafik kazası, bir uçak kazası ve bir de yıldırım!.. buradan çıkan bir sonuç daha var üçünün de cesetleri dolaylı yöntemlerle belirlendi. yani tanınacak halde değillerdi. bütün bunların rastlantı olabileceğini sanmıyorum.
“bunları ben de biliyorum, dostum” dedi foster. “ama daha sı var” diye ekleyip devam etti:
“dr.o’brien ile ilgili. 1980-1983 döneminde berlin’de bulunmuş ve dr. petersdorf’un en yakın arkadaşlarından biriymiş. üniversitenin araştırma kurulu başkanlığını yapmış... 1983’de amerika’ya dönüp california üniversitesi’nde fizik laboratuarları direktörü olmuş. dr.martin’le arası iyiymiş. ve..1986da cornell’a gelmiş; aynı görevle. richy ile de iyi bir ilişkileri vardı.”
“o lanet herifte bir tuhaflık olduğunu anlamıştım zaten!” diye seslice söylendi dr.gabor. ardından da sordu:
“o’brien hakkında sen ne düşünüyorsun?”
foster, nükteli bir biçimde “onun hikayesini kısaca anlatmamı ister misin, dostum?” diye sordu.
nasılsa gabor’un düşünceleri akıntıya kapılmıştı bir kere ve kozlar da foster’ın elindeydi.
“anlat!” dedi sertçe, gabor.
“dinle öyleyse... kayıtlara göre robert o’brien, 1942 decatur’da, illinois’de doğmuş ve ailesinin tek çocuğu imiş. işin ilginç yanı, anne ve babası da kendi ailelerinin tek çocuklarıymış. üniversiteden önce hep illinois’de yaşamış. 17 yaşındayken ailesi ile birlikte bir trafik kazası geçirmiş annesi de, babası da ölmüş... o’brien’ın yüzü de tanınmayacak derecede parçalanmış. ama plastik cerrahi, mucizevi bir şekilde kusursuz ve yepyeni bir yüz yaratmış. ailesinden kalan para ile de cornell’a gelmiş. ötesini zaten biliyorsun.”
dr.gabor, tam yorum yapmaya hazırlanıyordu ki foster, “bekle biraz” anlamında bir işaret yaptı ve yeni bir sigara yakıp tekrar konuya döndü:
“dr.o’brien’ın yakın arkadaşlarını araştırdım. birinin hikayesi, o’brien’ınki ile örtüşüyor. dr.carl braunwald’ın öyküsü.”
gabor, atılıverdi söze:
“dr.carl braunwald? bilimsel araştırmalar komisyonu başkanı değil mi o?”
“evet” diye yanıtlayıp kaldığı yerden devam etti:
“otuzdört yaşındayken birkaç serserinin saldırısına uğramış. suratını epey çizmişler, fakat vücudunun diğer kısımlarında tek bir kesik bile olmamış. o da o’brien gibi bıçak altına yatmış tabi, ama tuhaf olan bir şey var: hastaneden çıktıktan iki ay kadar sonra karısı ondan boşanmak istemiş ve evi terketmiş. terkettikten bir ay kadar sonra da mantardan zehirlenip ölmüş.... üstelik her ikisini de aynı doktor ameliyat etmiş. cliff pernoll diye biri... muayenehanesine gidip konuştum onunla. hatırladığı tek şey, ikisinin de yakışıldı bir yüz yerine kendi hazırladıkları bir modelde ısrar etmiş olmaları. yazık ki ondört sene önce çıkan bir yangında tüm kayıtları yanmış.”
“yine yüzler ha” diye birkaç kez tekrarladı. ardından da kaşlarını çatıp foster’ın suratına baktı dik dik:
“bütün bunları nasıl öğrendin sen?”
foster, gülümsedi.
“kapalı bilgisayar ağını kullandım. bilirsin, oradan herşeyi öğrenmek mümkündür.”
“yani usulsüz kullandın. kariyerini ne kadar büyük bir riske attığının farkında mısın sen?”
“her şeyin farkındayım ama buna değerdi, dostum.”
dr. gabor, ayağa kalkıp ağır adımlarla dolanmaya başladı odada. belki de bütün bu bilgileri harmanlayıp bir sonuca gitmeyi umuyordu. foster ise sakindi  ve gözleriyle dr.gabor’u takip ediyordu.
sessiz geçen bir-iki dakikadan sonra tekrar koltuğuna dönüp “peki, neden bütün bu olayları araştırmak gereği duydun?” diye sordu foster’a.
“disket, dostum disket”
“ne disketi?”
“senin dr.o’brien’a götürdüğün disket.”

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

Hakkımda

YAKINDA GENİŞ BİR HİKAYE VE YAZI ARŞİVİ BURDA OLACAK.. EĞER PAYLAŞMAK İSTEDİĞİNİZ GÜZEL HİKAYELER VARSA bay_ersoy@yahoo.com ADRESİNE MAIL İLE YOLLAYABİLİRSİNİZ...!!

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS

Arkadaşlar

cemre
Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
Son Sayfa | Sonraki Sayfa